Devrimin içinden insanlar

0 91

Devrimin içinden insanlar
Çapayev (1934) – Georgiy ve Sergey Vasilyev

1930’lara gelindiğinde Sovyet sineması devrim ortamında başlayan yükselişinin ilk evresini tamamlamış, anıtsal eserler ve sinema sanatını fersah fersah ilerleten deneylerle dolu bir on yılın ardından, daha olgun ve sade bir tarzın benimsendiği ikinci döneme girilmişti. Bu dönem aynı zamanda devrimin tamamlandığı ve 1928’de başlayan ilk beş yıllık kalkınma planıyla birlikte sosyalist kuruluşun önem kazandığı yıllara denk düşüyordu.

Bu yıllarda Sovyet sinemasında, ilk yıllardaki temel yönelim olan eylem içindeki kitlelerin başrole taşınması yönteminden uzaklaşıldı ve devrim ve sosyalizmin dönüştürdüğü tekil insanlara odaklanıldı. Yıkılan ya da yıkılamayan önyargılar, sosyalist toplumun gerektirdiği disiplin ve bireyin özgürlüğü arasında yeniden kurulan ilişki, devrim ve sosyalizm sürecinde eski toplumdan devralınan çelişkilerin ve gerilimlerin çözüme kavuşturulması ya da kavuşturulamaması gibi temalar bu dönemde Sovyet sinemasının kadrajına girdi ve bu meseleler esasen karakter üzerinden ele alındı.

Vasiliyev kardeşlerin 1934 yılında çektiği, İç Savaş’ın en önemli halk kahramanlarından biri olan Çapayev’i anlatan film, bu döneme verilebilecek en iyi örnektir.

Birey, disiplin ve parti
Çapayev’in ana teması, birey ile parti ve aynı anda devrimci önderlik ile devrimci heyecan arasındaki gerilimler ve bu gerilimlerin çözümlenme biçimidir. Çapayev çok başarılı bir komutandır ama düzenli bir ordunun komutanından ziyade bir partizan lideri gibi davranmaktadır. Devrime bağlıdır, ancak yeri geldiğinde adamlarının köylülerin malını yağmalamasına göz yumacak derecede de devrimci disiplinden uzaktır. Filmin ilk sahnelerinde Çapayev’in bölüğüne atanan siyasi komiser gelir ve bu andan itibaren Çapayev’le aralarında bir otorite çekişmesi başlar.

Çapayev sadece bir birey değil aynı zamanda bir toplumsal kesimin, mujiklerin en ileri temsilcisidir. Zaten Çapayev ile komiser arasındaki gerilim aynı zamanda köylü-işçi ve kır-kent gerilimlerinin karakterlerde somutlanması ve çözümlenmesidir. Çapayev tüm öfkesine rağmen komiseri dinlemeyi bilir, kendisini becerikli kılan özelliklerinden vazgeçmeden ve memurlaşmadan partinin hayatını disipline sokmasını kabul eder. Bu, özgürlükten vazgeçmek değil, sınırları daha kesin ancak içi daha zengin, yeni bir özgürlüğe ulaşmaktır; örneğin sadece görece güncel olan Garibaldi veya herkesin bildiği Napolyon’u değil, aynı zamanda Büyük İskender’i de bilmek ve bir komutan olarak ondan da feyz almaktır.

Hiç ölmek istemeyeceksin
Filmin sosyalizme dair anlatısı Çapayev kadar yan karakterlerle de ilerler. Film boyunca gelişen, gönüllü asker olmuş genç kız ile Çapayev’in genç emir eri arasındaki ilişki buna iyi bir örnektir. Başlangıçta genç oğlan şoven davranışlar sergilese ve ilişkiyi aceleye getirmeye çalışsa da genç kızın tavrı aralarında önce silah arkadaşlığına dayalı bir saygı, ardından da gönül ilişkisi kurulmasını sağlar. Kadın-erkek çelişkisinin çözümlenme sürecini böyle tasvir eden film, sosyalizmi betimleme konusunda ise Çapayev’in ağzından sade ancak romantiktir: “Gelecekte hayat öyle olacak ki, hiç ölmek istemeyeceksin.”

Bunun ötesinde film boyunca savaş, Çapayev’in gerçekliğini oluşturan bir arka plan unsurudur. Her ne kadar savaş sahneleri kısmen uzun olsa da, filmi kıymetli yapan karakterler ve diyaloglardır. İnsanlığın, verdiği en zor sınavlardan biri olan Ekim Devrimi ve ardından gelen İç Savaş yıllarından nasıl yüzünün akıyla çıktığını anlatan Çapayev, bugüne dair de çok önemli vurgular barındıran, muhakkak izlenmesi gereken bir filmdir.

Nevzat Evrim Önal
soL

Bunları da beğenebilirsin Üyenin diğer gönderileri

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...